Değerli meslektaşlarım ve dostlarım,

Ülkemiz, ‘15 Temmuz’ olarak zihinlerde yer edecek hain kalkışma gündemini ve sinsi artçı çırpınışlarını yaşamaya devam ediyor. Bizler bunu yaşarken, tüm dünya da Cumhurbaşkanımızın vizyonunun, cesaretinin ve halkıyla bir olma reflekslerinin şokunu yaşıyor.

Böyle elim ve haince vesilelerle olmasını temenni etmemiş olsak da, demokrasi nöbetleriyle kenetlenen halkımız, meclisimiz ve iş dünyamız hepimize, özlediğimiz o büyük, bir ve huzur dolu güçlü Türkiye’yi müjdeledi. Sanayicisinden esnafına, bürokratından memuruna, işçisine, gencine; birliğin, yüksek moral gücünün ve ‘milli iradenin’ etrafında inançla durabilmenin sorunları nasıl da bertaraf ettiğini hep birlikte gördük.

Van, Elazığ, Bitlis ve Gaziantep’te yaşanan, masum insanlarımıza, çocuklarımıza yaşatılan vahşet, terörün son çırpınışları olsa da soluksuz bırakılacak. Buna inancımız tam. Şehitlerimize rahmet, kederli ailelerine de baş sağlığı diliyorum. Onların değerli varlıklarının, bu büyük yürüyüşte acıyla ödediğimiz son bedeller olmasını temenni ediyorum…

Vefakar çalışanlarımızdan, ailelerinden, ekmek yediğimiz şehirlerden ve onları yaratan kalabalıklardan sorumlu insanlar olarak, hepimizi, herkesi, milletimizden ve milletin reisinden ilham almaya, korkusuz, uykusuz ve çalışma azmi söz konusu olduğunda amansız olmaya davet ediyorum. İşimiz, ürettiğimiz ve milletçe hak ettiklerimiz konusunda hiçbir zaman; şuna göre, buna göre iyisi olmasın. Bizim için saf iyi var, en iyisi ve hayırlısına ulaşana kadar…

Saygı ve sevgilerimle